Dokuz yüz katlı insan’dan Notlar – II

İçinde sıkışıp kaldığımız bodrum katların kasvetinden kurtulup daha ferah ve aydınlık katlara çıkarak hakikate yaklaşmak…  Bu amaca ulaşabilmekse sadece bu alemde mümkün. Eğer içinde bulunduğumuz zaman ve mekan boyutunda, müşahede vasıtasıyla insan ve eşyanın sırrını çözüp hakikatine derinliğine nüfuz edebilirsek sonsuzluğun kapısı bize aralanacaktır… sf. 229

halk-ı cedid ile depresyon arasında bir bağlantı kurabilir miyiz?… Depresyonun temelinde, tatmin olmayan istek ve arzular dizisi yatar… Arzuyu ortadan kaldırabilirisek, daha doğrusu yönünü değiştirebilirsek, depresyon da kendiliğinden çözülür. Depresyonun en etkili ilacı…. kişinin bulunduğu nefs katından yükselmesidir diyebilirim… sf. 232

İbn Arabi hazretlerinin satırlarında halk-ı cedid kavramına değişik açılarından bakmak mümkün. Öncelikle nefs binasının alt katlarında, çok statik bir dünyada yaşadığımızı görüyoruz. Sanki donmuş bir alemdeyiz… Bu “donmuşluk” nefs sağlığı üzerinde ne gibi bir tesir uyandırabilir diye sorarsak depresyondaki patolojik yapıya belki de bir parallik kurabilriz. Hastanın belli olaylara ve kişilere kilitlenerek “takılıp kalması”, donmuşluk karşısında daha duyarlı olan insanların bir çeşit “buzu eritme” girişimleri sayılabilir mi? Gördüğü hakikatin ardında bir anlam olabileceğini sezgisel olarak hisseden insanın, aynı film şeridini tekrar tekrar gözlemlemesi, takılmanın batıni sırrına işaret ediyor olabilir mi? sf.  234