Tanrılar Gibi Olacaksınız Vol I

  1. Tanrı Kavramı

O zamanlarda insanoğlunun, insan varlığı sorunun ancak insani özelliklerinin sonuna kadar geliştirilmesiyle çözülebileceği konusunda bölük pörçük bir bilgisi bulunmaktaydı. Uyumun doğaya geri dönmek ve mantığı yok etmek gibi trajik  çaba yerine, sevgi ve mantığın tam olarak geliştirilmesiyle bulunabileceği anlaşıldığı zaman bu yeni yaklaşıma, bu x’e Brahman, Tao, Nirvana, Tanrı gibi birçok isim verilmiştir. sf. 24

…Bununla birlikte insanoğlu için en yüce değer ve en yüce amacı temsil eden BİR TEK şey mevcuttur. Bu amaç, insanoğlunun insani yetenekleri olan sevgi ve mantığın sonuna kadar geliştirilmesi neticesinde dünyada birliğin sağlanmasıdır. sf. 25

Adem ‘le Havva şeytanın teşvikiyle bilgi ağacının meyvesini tadarak iki adımdan birincisini atarlar. Bunun üzerine Tanrı yüce konumunun tehdit altında olduğunu hisseder. “Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu. Artık yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli,” der. (Yaratılış 3:22) Tanrı kendini bu tehlikeden kurtarmak amacıyla insanoğlunu Cennetin Bahçesi’nden kovar ve yaşam süresini yüz yirmi yıl ile sınırlandırır. sf. 26

Tanrı’yı insan biçiminde tasvir eden dil Eski Ahit’in sonuna kadar devam etmektedir. Yeni olan husus Tanrı’nın kendisini doğanın Tanrı’sı olarak değil, tarihin Tanrı’sı olarak vahiy etmesidir. sf. 30/31

…Tanrı’ya olan inancın, onunla ilgili bilgi sahibi olmak yerine onun eylemlerini taklit etmek anlamına gelmesidir… sf. 39

…Tanrı’nın varlığının kabul edilmesi temel olarak putların reddedilmesidir. sf. 41

Bir put insanoğlunun temel bir tutkusunu, toprak anaya geri dönmek, mal, mülk, iktidar, şöhret vb. şeylere karşı duyulan arzuyu temsil etmektedir… İnsanoğlu kendi tutku ve özelliklerini puta transfer eder… Put insanoğlunun kendi deneyiminin yabancılaşmış şeklidir. Puta tapan insanoğlu kendine tapmaktadır. sf. 42

Put cansız, Tanrı’ysa canlıdır. sf. 43

Peygamberler putperestliği sürekli olarak kendi kendini cezalandırma ve aşağılama, Tanrı’ya ibadet edilmesini ise kendi kendini ve kendini diğerlerinden özgürleştirmek olarak nitelendirirler. sf. 44

Kendi doğası gereğince putperestlik itaatkarlığı, Tanrı’ya ibadet etmek ise bağımsızlığı gerektirmektedir. sf. 45

…Azteklerin tanrıları için insanları kurban etmesiyle modern dünyadaki savaşlarda insanların ulusalcılığın ve egemen güçlerin putlarına kurban edilmesi arasında düşündüğümüz kadar büyük bir fark bulunmakta mıdır acaba? sf. 46

İnsanoğlunun kurtuluşu için Tanrı’ya ibadet etmesi gerekmemektedir. Onun yapması gereken tek şey Tanrı’ya hakaret etmemek ve putlara tapınmamakdır… Eğer insanoğlu dayanışma ve barışa ulaşmışsa, ortak olarak Tanrı’ya ibadet etmelerine bile gerek bulunmamaktadır. sf. 49

Hayattaki her davranış dini bir ruh ile doldurularak kutsanmalıdır. “Doğru haraket” her şeye, sabah duasına, yemeğe, okyanusun görüntüsüne, mevisimin ilk çiçeğine şükretmeye, fakirlere yardım etmeye, hastaları ziyaret etmeye, bir insanı diğerlerinin yanında küçük düşürmemeye gönderme yapmaktadır. sf. 51/52

Hümanist vicdan için “iyi” olan yaşamı geliştirirken, “kötü” olan yaşamı durdurmakta ve sonlandırmaktadır. Hümanist vicdan bizi kendimize geri çağıran, potansiyelimizi gerçekleştirmemizi isteyen kendi içimizin sesidir… “Görevini” bir otoriteye itaat ederek yapmaz, canlı ve ruhsal açıdan aktif bir insan olarak, parçası olduğu dünyaya “karşılık verdiği” için sorumluluk sahibidir. sf. 53

psikanaliz teorisi x deneyiminin ardında yatan ya da diğer taraftan ona karşı çıkan ya da onu engelleyen bilinçaltındaki deneyimlerin anlaşılmasına izin vermektedir… İnsanın en önemli sorunu libido’sunun sorunu değildir, varoluşundan kaynaklanan ikilikler, ayrılık durumu, yabancılaşma, acı çekmesi, özgürlükten korkması, birlik istemesi, nefret ve imha etme kapasitesi, sevgi ve birleşme kapasitesidir. sf. 57

Tek Tanrı düşüncesi insan varlığının ikiliklerinin çözümü için yeni bir yanıtı ifade etmektedir. İnsanoğlu dünyada birliği insanlık öncesi duruma geri dönerek değil, insana özgü nitelikler olan sevgi ve mantığı tüm sınırlarına kadar geliştirerek bulabilir… Nitelikleri bulunmayan, “sukunetle” ibadet edilen bu Tanrı artık otoriter bir Tanrı değildir. İnsanoğlu tamamen bağımsızlaşmalıdır, bu Tanrı’dan bile bağımsızlaşmak anlamına gelmektedir. sf. 58