Tanrılar Gibi Olacaksınız Vol II

2. İnsan Kavramı

Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı… ‘Eritis sicut dei'(Tanrılar gibi olacaksınız) diyen yılan haklı çıkmıştı. sf. 61

Bu formülasyonda Tanrı’yla insanoğlu arasındaki ilişkinin başka bir tanımını buluruz. İnsan Tanrı değildir ancak Tanrı’nın özelliklerini kazanacak olursa Tanrı’nın altında yer almamakta, onunla birlikte yürümektedir. sf. 62

Bu şekilde Tanrı’nın davranış biçimlerinin örnek alınması giderek Tanrı’ya daha çok benzemeye başlamak ve aynı zamanda Tanrı’yı tanımak anlamına gelmektedir… Tanrı gibi olmak Tanrı’nın özünü bilmek ya da bu konuda spekülasyon yapmak değil, O’nun davranışlarını örnek almak anlamına gelmektedir… “Bundan dolayı faiz geliri elde etmek amacı ile borç verenlerin ‘en temel prensibi’ ihlal ettiklerini öğrenebilirsiniz. sf. 64

İnsanoğlu bireyselleşme sürecine başlayarak doğayla olan bağlantılarını keser. Hatta doğayla karşılıklı olarak düşman hale gelirler, bu durum insanoğlunun tamamen insanlaşmasına kadar devam edecektir. İnsanoğluyla doğa arasındaki bu bağlantıyı koparan ilk adımla birlikte tarih- ve yabancılaşma- başlamaktadır. Daha önce ele aldığımız gibi bu, insanın “düşüşünün” değil uyanışının hikayesidir ve bu nedenle gelişiminin başlangıcıdır. sf. 66/67

(Ana rahminin sembolü olan) Cennetten atılma hikayesinden önce bile eski ahit metni- sembolik olmayan bir dil kullanarak- babayla anneye olan bağın kesilmesinin zorunlu olduğunu beyan etmektedir. “Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak”(Yaratılış 2: 24). Bu mısranın anlamı son derece açık ve nettir. Erkeğin kadınla birleşmesi durumu ebeveynleriyle ilkel bağlarını kopararak bağımsız bir insan haline gelmesidir. Kadınla erkek arasındaki aşkın mümkün olabilmesi için öncelikle ensest bağların koparılması gerekmektedir. sf. 67

Saplantı bir insanı diğer bir insana bağımlı kılan duygusal bir bağdır… Saplantısı olan kişi ensest bağını koparmaya gayret edecek olursa kaybolacağından ve kovulacağından korkmaktadır. sf. 68

İnsanoğlunun gelişimindeki daha ileri bir aşama inanç ve prensip sahibi olmasına ve sonuç olarak bir otoriteye itaat etmektense, “kendi kendine karşı dürüst olmasına” imkan tanımaktadır… “Tanrı’ya itaat etmek insana boyun eğmeği reddetmektedir.” sf. 69

Böylece Tanrı’nın otoritesi insanoğlunun diğer insanların otoritesi karşısındaki bağımsızlığını garanti altına almaktadır. sf. 70

İnsanoğlunun gelişiminin amacı özgürlük ve bağımsızlıktır. Bağımsızlık göbek bağının kesilmesi ve kendi varlığından yalnızca kendisinin sorumlu olması anlamına gelmektedir. Ancak böyle bir radikal tam bağımsızlık durumu insanoğlu için mümkün müdür acaba? İnsanoğlu terörün eline düşmeden kendi yalnızlığıyla yüzleşebilecek midir? sf.  71

İnsanoğlunun içsel faaliyet ve üretkenliğini son sınırlarına kadar geliştirmediği sürece bağımsızlık ve özgürlüğün elde edilmesi mümkün değildir. sf. 72